Çocuk Tiyatrosu

Çocuk Tiyatrosu

Çocuk tiyatrosu bir kaç cümleyle tanımlanmak istenirse oldukça zorlanılır. Ve kısa yoldan çocuklar için yapılan tiyatro sanatına çocuk tiyatrosu denerek işin kolayına kaçılır.

Oysakı bilzer çocukların eğitimindeki bu en güzel yaşlarında tiyatronun öneminin bilincinde olup onların son derece mutlu olup katılımlarının sağlamktan yanayız.

O halde ; Çocuğun bedensel, duygusal ve düşünsel özelliklerine göre hazırlanan, çocuğun düş gücüne hizmet eden, çatışmayı çocukları ilgilendiren konulardan seçip, çocuk gözüyle işleyip, tiyatronun anlatım olanaklarının – dekor, kostüm, oyunculuk, müzik, dans – çocuklar için uygulandığı tiyatroya, çocuk tiyatrosu denir.

Okulöncesinde tiyatronun başlangıcı için grup davranışlarının artmaya başladığı 3 yaş baz olarak alınmalıdır. Yani çocuğun bireysellikten toplumsallığa geçmeye başladığı dönem. Çocukta 3, 4 yaşlarında arkadaşlık olgusu güçlenir ve paylaşım artar. Tiyatro da bir paylaşım olduğuna göre oyun izlemeya başlama yaşı 3’tür, bazı durumlarda , grubun niteliğine göre 2 yaşına bile inebilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken olay ayların, hatta haftaların bile çocukta gelişimin farklılaşmasına neden olabildiğidir. Bir oyunu izlerken huzursuz tepkiler veren çocuk, bir ay sonra son derece mutlu olarak oyunu izleyip katılım sağlayabilmektedir.

İşi çocuk olan, çocuğa nitelikli şeyler vermek isteyen herkesin tek sloganı Çocuğa Saygı, Çocuğa Sevgi olmalıdır.

çocuk tiyatrosu, tiyatro, okul öncesi tiyatro, çocukların tiyatro sevgisi, çocuklara tiyatroyu sevdirmek, tiyuatro oyuncuları, okul müsameresinde tiyatro, doğum gününde çocuk tiyatrosu, çocuğum için tiyatro gösterisi, davetlilere tiyatro nasıl sergileyebilirz,  İstanbul’da tiyatro gösterileri, internetten tiyatro gösterisi için, Artık tiyatro ile ilgili tüm telaşınıza cevap veriyoruz.

sitesayfaaltitelnumarasi


Share this post

Comments are closed.


Yemyeşil ağaçlarla kaplı ormanın birinde genç bir palyaço yaşarmış. Bu palyaço çiçeklerden en çok gülleri severmiş. Evinin bahçesinde renk renk güller yetiştirirmiş. Bu güller o kadar taze ve güzellermiş ki gören herkes palyaçonun güllerine hayran kalırmış. Palyaço da güllerini çok sever, her sabah onları hem sular hem de onlarla konuşurmuş. Genç palyaço gülleriyle çok mutluymuş, ama onu üzen bir durum varmış. Palyaço güllerini çok sevdiği için onların solmalarına dayanamazmış. Güllerin bir süre sonra solması çok doğalmış, fakat genç palyaço güllerinin solmasına çok üzülüyor, güllerinin hep ilk günkü gibi taze ve diri kalmalarını istiyormuş. Kendi kendine güllerim hep böyle güzel kalsa! O zaman hiç mutsuz olmam. diyormuş palyaço. Bir sabah çiçeklerini yine sularken palyaçonun dikkatini sarı renkte bir gül tomurcuğu çekmiş. Bu tomurcuk da diğer gül tomurcukları gibi pek güzelmiş. Fakat rengi diğerlerinden apayrıymış. Çok daha güzel ve değişik bir tondaymış tomurcuğun rengi. Bu yüzden, genç palyaço sarı tomurcuğa daha özenli bakmaya başlamış. Her sabah ona küçük sarı tomurcuk büyüyecek, kocaman güzel bir gül olacak diye güzel sözler söylüyormuş. Tomurcuk da bunu anlıyormuş gibi günden güne daha da güzelleşerek büyümüş palyaço için. Kocaman bir gül olduğunda ise bahçedeki diğer güllerin arasında tıpkı gökyüzündeki güneş gibi ışıldıyormuş palyaçonun tomurcuğu. O kadar güzelmiş ki palyançonun tomurcuğu onu görenler sarı güle bakmaya doyamıyorlarmış. Palyaço hikayesinin devamı...